Yılmaz Güney Memleketinde Hâlâ “Kral”

Yılmaz Güney Memleketinde Hâlâ “Kral”

276
0
PAYLAŞ


Geçen yıl programda Yılmaz Güney filmlerini göremeyince şaşırmıştık, Adana’nın yetiştirdiği en büyük figürlerden birinin eksikliği göze çarpıyordu. Bu yıl ise, programda Güney’in pek çok filmi kendisine yer buluyor. Namı diğer “Çirkin Kral”ın başta Hudutların Kanunu, Ağıt, Sürü ve Umut gibi her biri bugün Türk sinemasının birer başyapıtı kabul edilen kalburüstü filmleri gösterilirken, bunların yanında görece Güney sinemasının daha “ham” kalmış Arkadaş ve Seyyit Han gibi örneklerine de rastlamak mümkün.

Biletlerin ücretsiz olmasına rağmen Adana’da festivale pek ilgi yokken, Güney filmleri yine de seyirci çekmeyi başarıyor. Aradan geçen yıllara meydan okurcasına, Güney’in gösterilen her filmi seyircilerle iletişim kuruyor. Filmlerden sonra seyirciler alkışlarıyla Güney’i onure etmeye devam ediyor. Bu yüzden, Güney’in doğduğu yer olan Yenice’de çektiği Seyyit Han’dan sonra seyircilerin filmi ilk kez izliyormuşçasına bir heyecan içerisine girmelerine ya da Arkadaş’tan sonra alkışlarla filmin unutulmaz müziğine eşlik etmelerine insan şaşırmıyor. Şaşırtıcı olmamasına rağmen, bu deneyimi ilginç kılan şey ise, Güney’in filmlerinin her birinin özünde çok basit bir formülasyonu olmasına rağmen, ele aldığı meselelerin hâlâ geçerliliğini koruyor oluşu. Bu yüzdendir ki, Yeni Türkiye Sineması içerisinde üretilen filmler yerine seyirciler bunca yıllık klasiklerle konuşmayı, onların ağzından dertlerini ifade etmeyi ve onlarda kendilerini bulmayı tercih ediyor. Bu sayede, klasik bir Western filminin bütün trüklerini olduğu gibi taşıyan Seyyit Han da kaba bir gerçekçilik ve ucuz melodramla süslü Arkadaş da seyircisini yıllar sonra yeniden bulabiliyor. Cannes’da, Berlin’de ya da Venedik’te ödül alan filmlerimiz ise ne yazık ki henüz bizimle aynı dili konuşmaktan uzakta, kendi dillerini konuşmaya devam ediyor. (Barış Saydam / Adana)

PAYLAŞ
Önceki makaleGörünmeyen
Sonraki makale12 Angry Lebanese
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK