This is Not a Film

This is Not a Film

376
0
PAYLAŞ

Bilindiği gibi İranlı yönetmen Cafer Panahi’nin film çekmesi ülkesinde “ulusal güvenliğe karşı işlenen suçlara” istinaden yirmi yıl boyunca yasaklanmıştı. Bu Bir Film Değil’in yönetmenliğini de bu yüzden Panahi’nin arkadaşı Mojtaba Mirtahmasb üstleniyor. Panahi’nin evinde geçirdiği bir günün filme aktarıldığı yapımda, Panahi kendisine verilen cezaya rağmen yeni projeler üretmeye ve onlar üzerinde çalışmaya devam ediyor. Projesini evindeki halı üzerinde anlattığı sahnede Panahi’nin sinemadan uzak kalamayacağını anlarken, bir yandan da onun can alıcı sorusuyla baş başa kalıyoruz. Panahi büyük bir heyecanla projeyi anlatıp bir yandan da canlandırmaya çalışırken, bir yerde duraksıyor ve soruyor: Madem anlatılabiliyor, film yapmaya ne gerek var?
Bu Bir Film Değil, Panahi’nin evinde geçirdiği bir günün belgeseli olmaktan öte bir filmin doğasını, üretim aşamasını ve film öğelerinin film çekim sürecini nasıl değiştirdiği üzerine de cevaplar arıyor. Kendi filmlerinden örneklerle oyuncunun, mekânın ve çekim sürecindeki değişikliklerin filmin doğasını nasıl değiştirdiğinin izini sürüyor ve sorduğu soruyla bu şekilde yüzleşmeye çalışıyor. Panahi’nin verdiği örnekleri dinlerken/izlerken ister istemez bir filmin anlatılmasıyla ya da kâğıt üzerinde bitirilmesiyle diyelim, filmin çekim aşamasının bambaşka sonuçlara sebep olduğuna kani oluyoruz. Bu açıdan, Panahi’nin sorusu yakıcılığını korurken, yönetmenin üretimden mahrum bırakılmasının yarattığı çöküntünün de sadece duygusal boyutta olmadığı ortaya çıkıyor. Ayna filmindeki gerçek-temsil ilişkisine benzer şekilde yönetmenin kendi temsiliyle arasındaki ilişki ve bunun üzerinden sinemayı sorgulaması, kapana kısılmışlığı ve özgürlüğünün elinden alınmasıyla birlikte daha da sarsıcı bir hâl alıyor. Sırf bu yüzden bile, Bu Bir Film Değil izlenmeyi hak ediyor. Sinema üzerine düşünen herkesin izlemesi gereken bir yapım!

Barış Saydam

PAYLAŞ
Önceki makale48. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ardından
Sonraki makale2. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu
1983, İstanbul doğumlu. 2006 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Altyazı dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. 2008’de Avrupa Sineması isimli web sitesini kurdu. 2011 yılında Hayal Perdesi dergisinde web sitesi editörlüğüne başladı ve derginin yayın kurulunda görev aldı. TÜRVAK bünyesinde çıkartılan Cine Belge isimli derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 2012’den beri Sinematek Derneği’nde Film Analizi dersi veriyor. 2013 yılından beri Türk Sineması Araştırmaları (TSA) projesinde koordinatör yardımcılığı ve içerik editörü olarak görev yapıyor. Ayrıca Giovanni Scognamillo’nun Gözüyle Yeşilçam(2011), Sinemada Tarih Yazımı (2015), Erol Ağakay: Yeşilçam’a Adanmış Bir Hayat (2015), Oyuncu, Yönetmen, Senarist, Yapımcı Yılmaz Güney (2015) ve Karanlıkta Işığı Yakalamak: Ahmet Uluçay Derlemesi (2016) isimli kitapları da bulunuyor. Başta Jean-Luc Godard olmak üzere Fransız Yeni Dalgası'nı, pek çok farklı sanat dalını filmlerinde ustalıkla kullanabilen yönetmenleri ve eleştirilerini sanattan ödün vermeden yapabilen filmleri seviyor. Istvan Szabo'nun sinemacılar dünyayı değiştiremez sözüne katılıyor; ama sinemanın insanı değiştirebileceğine inanıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK