Aferim

Aferim

427
0
PAYLAŞ
Aferim

1835 yılında Eflak’ta geçen Aferim!, dönemin güçlü toprak sahiplerinden Iordache Cîndescu’nun görevlendirdiği kanun koruyucu Costandin ve oğlu Ionita’nın at üstünde yolculuğunun hikayesi. Görevleri ise, Cîndescu’nun karısı Sultana ile ilişki yaşadıktan sonra izini kaybettiren köle Carfin’ı bulup geri götürmek. Bu yolculuk çeşitli maceralara, bölgenin ilginç yerel insanlarına, ekonomik ve sosyal zorluklarına bir bakışı da beraberinde getiriyor. Bu göreve kendini adamış olan tecrübeli Costandin, özlü sözleriyle, ağzı bozuk bilgeliğiyle oğlu Ionita’ya güçlü bir model oluşturuyor. Yolculuk esnasında karşılaştıkları altın arayıcıları, çingene köleler, geveze bir rahip, korkak bir balıkçı, varlıklı bir Osmanlı aristokrat, bölgede devriye atan başka taşra polisleri, sepet dokumacısı yaşlı bir aile, yol üstündeki bir handa bulunan tipler sayesinde dönemin dini, askeri, ekonomik, politik, sosyal ve bunların arasında sıkışıp kalmış insani değerlerini gerçekten 1800’lerde çekilmişçesine doğal bir üslupla izliyoruz.

Radu Jude’un yönettiği Aferim!, at üstünde yapılan bu çok katmanlı yolculuk ve siyah beyaz çekilmesinin gücüyle 1950’li yılların westernlerini andırıyor. Ama etliye sütlüye dokunmayan, bireysel kahramanlıkları ve günü kurtaran suni hikayeleri şiar edinmiş çoğu westernden farklı olarak, ana amacı olan “kaçak bir köleyi bulup sahibine teslim etme” ekseni etrafına birçok yerel ve doğal unsur yerleştirme başarısı gösteriyor. Ama yine o bazı westernlerle paylaştığı ortak nokta da ırkçı yaklaşımı. Üstelik çok daha doğrudan ve mizahi biçimde. Örneğin baba oğulun yolda arabası bozulduğu için yardım ettikleri geveze pederin farklı milletler hakkında yaptığı kısa genellemelerin günümüzde dahi yapıldığını varsayarak filmin bu yaklaşımını kasti veya spontane olarak niteleyebiliriz.

“Her ulusun kendi amacı vardır. Yahudiler hile yapar, Türkler kötülük yapar, İbraniler çok okur, Yunanlılar çok konuşur, Türklerin çok karısı, Arapların bir sürü dişi vardır, Almanlar çok içer, Macarlar çok yer, Ruslar çok içer, İngilizler çok düşünür, Fransızlar modayı sever, Ermeniler tembeldir, Çerkezler çok dantelli giyer, İtalyanlar çok yalan söyler, Sırplar çok aldatır, Çingeneler de çok sopa yer. Biz Romenler sevgi ve onur sahibiyiz. İyi Hıristiyanlar gibi acı çekeriz.”

Bıkkınlığı her sözüne ve hareketine yansıyan, ama oğlunu motive edebilmek için ona güçlü ve ilkeli yönlerini göstermeye önem veren Costandin, Carfin’i bulduktan sonra olayları onun açısından da dinliyor. Vicdani ve insani yönden fikirlerini gözden geçirmeyi bilmesine rağmen, gerek para hırsı, gerek görev bilinci, gerekse aristokratların, başka bir deyişle toprak ağalarının saldığı korku neticesinde Carfin’i teslim etme konusunda gözünü karartmış bir vaziyette. Fakat saflığı ve iyi kalpli alaycılığı da bu vaziyetin bir parçası. Olaylara aristokratlar gibi değil, saf taşralılar gözüyle baktığı için, görevini tamamlamış olmanın sonuçları yönündeki iyi niyetli beklentileri, yerini trajediye bıraktığında “istediğimiz şekilde değil, olduğu kadar yaşıyoruz” diye basit ama manidar bir çıkarımda bulunuyor. Başta Radu Jude’un En İyi Yönetmen Gümüş Ayı ödülü kazandığı Berlin Film Festivali olmak üzere pekçok festivalden ödüller kazanan Aferim!, basit western hikayesi, akışkan senaryosu, siyah beyazın sıkıntı ve hüzün kuşandırdığı sinematografisi, eğlenceli müzikleri, pek yakın plan görmesek de oyunculuklarıyla güçlü bir Avrupa sineması örneği.

Osman Danacı

odanac@gmail.com

 

PAYLAŞ
Önceki makaleSatıcı Vizyona Giriyor
Sonraki makaleİstanbul Modern’in Konuğu Onur Ünlü
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK