Schneider vs. Bax

Schneider vs. Bax

351
0
PAYLAŞ

Evli ve iki kız çocuk sahibi Schneider, profesyonel bir tetikçidir. Doğum gününde müşterisi Mertens’ten bitirilmesi gereken bir iş alır. Görevi, göl kenarındaki bir evde tek başına yaşayan yazar Ramon Bax’ı öldürmektir. Başta görevi almak istemese de, Mertens onu ikna eder. İşi hemen bitirip akşam yemek davetine katılmayı planlayan Schneider için işler umduğu gibi gitmez. Önce Bax’in patlamaya hazır bir bombayı andıran depresyondaki kızı Francisca, bir yıl aranın ardından babasını ziyarete gelir. Schneider ise gizli deposuna gelen zor durumdaki fahişe Gina’yı bazı aksilikler sonucu yanına almak zorunda kalır. İki adam için de aksiliklerin ardı arkası kesilmez. Ama en önemlisi, kolay hedef konumundaki Bax görüldüğü gibi biri değildir.

Hollanda sinemasına oyuncu, yönetmen, senarist, yapımcı olarak hizmet veren 1952 doğumlu Alex van Warmerdam’ın yazıp yönettiği Schneider vs. Bax, kara mizahın kontrolden çıkan bir suç hikayesiyle buluştuğu sürükleyici bir yapım. Bu tanımın en önemli muhatabı olan Coen kardeşlerin üslubuna hiç de uzak durmayan Warmerdam için, bu üslubu biraz daha tempolu hale getirmiş diyebiliriz. Basit gibi görünen bir infazın türlü aksiliklerle, açığa çıkan sırlarla ve olayla alakası olmayan tuhaf yan karakterlerle zora girmesi, seyirciyi avucunun içine almakta fazla zorlanmayacak yapıda. Filmin tamamının Schneider’in doğum günü olan bir Salı günü, büyük bir bölümünün de Bax’ın göl kenarındaki evi ile civarındaki bataklık arasında geçmesi belli bir tempoyu gerektiriyor. Tüm bu kısıtlı mekan, tek bir gün ve sürekli giriş çıkış halindeki karakter nüfusu birleştiğinde seyircide kimi zaman farklı bir vodvil izlediği düşüncesi bile oluşabiliyor. Böylece mizahi, aynı zamanda güvensiz bir ortam yaratan Warmerdam, elinden geldiğince klişelere bulaşmıyor. Bu konuda elinden gelenler de bir hayli fazla.

Görünürde iyi bir aile babası olan, ama o aileden gizli biçimde bazı prensiplere sahip bir kiralık katil olan Schneider, kendisiyle ve etrafındakilerle sorunlarını uyuşturucu ile çözmeye çalışan, bir torbacı gibi önüne gelene speed dağıtan bezgin Bax, karşı safları temsil etmek için gayet iyi tasarlanmış karakterler. Bunu anlamanın en iyi yollarından biri, özellikle filmin ortalarında karşılaştığımız sürprizden sonra ikisi arasında taraf tutarken gelgitler yaşamamız olabilir. Bir diğer yol da, yan karakterlerin kattığı dinamizm. Başta Bax’in sorunlu kızı Francisca olmak üzere, öfkeli bir sevgili ve onun sözde fedaisi, sapık dede ve onun genç sevgilisi, orta yaşlı fahişe Gina ve onun pezevengi, bir de tüm bu kesişmelere sebep olan Mertens, açık havada geçen bu pastoral kara komediye kan, öfke, mizah katan unsurlar.

Filmde Bax’i canlandıran yönetmen ve senarist Alex van Warmerdam (hatta müzikleri bile o yapmış), bazı devamlılık hatalarına rağmen akıcı, sert, aynı zamanda eğlenceli bir suç filmine dört koldan adını yazdırıyor. Performans olarak ise genel başarı bir yana, Francisca rolüyle izlediğimiz Maria Kraakman’ı en başa yazabiliriz. Filmin adı Schneider vs. Bax ama Francisca’nın da kilit konumunda bir rolü var. Büyük bir bölümün geçtiği bembeyaz göl evinin huzurlu ortamını, zincirleme karmaşanın açık ettiği küçük bir sır ve suç mabedi halindeki zıtlığıyla dengeleyen Alex van Warmerdam, yazıp yönettiği 9. filmiyle en iyilerinden birini ortaya koyuyor. Temposunu çok iyi ayarlayan, nasıl çözeceğini kestiremediğimiz işleri çok iyi karıştıran, karakterlerini basmakalıp olmaktan uzak tutmaya çalışan, beklenen final kapışmasıyla da klişeleri yerle bir eden bir film çıkarıyor.

Osman Danacı

odanac@gmail.com

 

PAYLAŞ
Önceki makaleMalmhaus
Sonraki makaleTSA Türk Sinemasını Dünyaya Açıyor

İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80’leri ve 90’ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK