Sessiz Divalar Gezici Festival’de

Sessiz Divalar Gezici Festival’de

187
0
PAYLAŞ

Ankara Sinema Derneği’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği Gezici Festival, 1-14 Aralık 2017 tarihleri arasında 23’üncü kez sinemayı kent kent dolaştırıyor. Festivalin, bu yılki durakları Ankara, Sinop ve Kastamonu. Ankara’da 1-7 Aralık tarihleri arasında, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Alman Kültür Merkezi’nde başkentli sinemaseverlerle buluşacak olan Gezici Festival, 8-11 Aralık tarihleri arasında Sinop’ta konaklayacak ve 12-14 Aralık tarihleri arasında Kastamonu’da bu yılın yolculuğunu tamamlayacak.

Gezici Festival’in sinemanın geçmişini bugünüyle buluşturan özel bölümlerinden biri, her yıl olduğu gibi sessiz filmlerin ilginç dünyasına uzanıyor. Amerika ve Hollanda Büyükelçilikleri’nin katkılarıyla ve Sessiz Divalar: Zamansız ve İsyankâr başlığı altında gösterilecek iki sessiz film, Hollanda EYE Film Müzesi sessiz film küratörlerinden Elif Rongen-Kaynakçı’nın katkılarıyla belirlendi. Her iki filme Baba Zula’nın canlı müziği eşlik edecek.

Gezici Festival’in bu özel bölümünde gösterimi yapılacak ilk film, 1915 yılı İtalyan yapımı Filibus: Göklerin Gizemli Korsanı (Filibus: Mysterious Pirate of the Skies). Mario Roncoroni’nin yönettiği film, yalnızca günümüz sinemasının vazgeçilmezleri haline gelen bilimkurgu ve aksiyon öğelerinin en erken örneklerini içermesiyle değil, aynı zamanda filmin ana karakterinin sıradışı bir kadın olmasıyla da “zamansız”. Christina Ruspoli’nin canlandırdığı Filibus karakteri, geceleri gelişmiş teknolojik hava araçlarıyla ortalığı kasıp kavuran bir hırsızken, gündüzleri toplumun saygıdeğer bir üyesi olan Barones Troixmonde’dur. Peşine düşen deneyimli bir dedektifle giriştiği kedi-fare oyununda, Filibus’un şekilden şekile girmesini, kadından erkeğe dönüşmesini izlerken, sinemanın erken döneminin en sıradışı kadın karakterlerden birini de izlemiş oluruz.

Bu bölümde gösterimi yapılacak ikinci film, Herbert Brenon’un yönettiği ve başrolünde “femme fatale” karakterlerin öncülerinden Pola Negri’nin oynadığı, 1923 yılı A.B.D. yapımı İspanyol Dansçı (The Spanish Dancer). Pola Negri’nin çingene bir dansçıyı canlandırdığı film, daha sonra pek çok versiyonu beyazperdeye aktarılan, 19. yüzyıl Fransız oyun yazarı Adolphe Phillippe Dennery’nin Don César de Bazan isimli romanı üzerine kurulan klasik bir aşk hikayesi: Çingene Dansçı Maritana, yoksullaşmış bir asilzade olan Don César de Bazan’a aşıktır. Don César de Bazan, Kral tarafından tutuklandığında, Maritana kendisini erkek dünyasının entrikalarının ortasında bulacaktır. Özgün kopyası bütün halinde günümüze ulaşmayan filmin restorasyonu, birkaç değişik kopyanın bir araya getirilmesiyle 2012 yılında EYE Film Müzesi tarafından yapıldı.

Sessiz filmlerin hâlâ söyleyecek sözü olduğunu kanıtlayan bu iki film, Baba Zula’nın canlı müziği eşliğinde sunulacak.

PAYLAŞ
Önceki makale18. İzmir Kısa Film Festivali Başlıyor
Sonraki makalePokot
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK