Coco

Coco

677
0
PAYLAŞ

12 yaşındaki Miguel’in büyük büyük ninesi Coco ve Coco’nun annesi Imelda, yıllar önce müzisyen olmak için evden ayrılan baba tarafından terk edilmişlerdir. Bu yüzden ailede değil müzisyen olmak, müzik dinlemek bile kuşaktan kuşağa yasaklanmıştır. Ayakkabı yapımında ustalaşan ailesine rağmen Miguel müziğe tutkuyla bağlıdır. Gizli gizli müzik dinler ve gitar çalıp şarkı söyler. Bir kaza sonucu sahnede ölen idolü Ernesto de la Cruz gibi bir müzisyen olmak istemektedir. Kasabada yapılacak yetenek yarışmasına katılacağı sırada ninesi Abuelita’ya yakalanır ve gitarı parçalanır. Yarışmaya katılmak için gitar ararken, Ernesto de la Cruz’un anısına yapılan şapelde sergilenen gitarı almaya çalışır. O gitarın, Coco’nun evi terk eden babasının gitarıyla aynı olduğunu fark eder. Fakat Miguel gitarı alır almaz kendini Ölüler Diyarında bulur. Orada ölü akrabalarını, en önemlisi de Ernesto de la Cruz’u bulup aile tarihi ile ilgili gerçekleri öğrenmenin, sonra da tekrar gerçek hayatına dönmenin yollarını aramaya başlayacaktır.

Toy Story 2-3, Finding Nemo, Monsters Inc. gibi animasyonlarda yardımcı yönetmenlik yapmış Lee Unkrich’in yönettiği (ona da yardımcı yönetmen olarak Adrian Molina’nın katkıda bulunduğu) Pixar yapımı Coco, kökü Azteklere dayanan ve 31 Ekim – 2 Kasım arasında Ölüler Günü (Dia de Muertos) adı verilen Latin Amerika geleneğinin izinden çok güzel bir hikaye kuruyor. Festival havasında geçen bu gelenek, ölmüşlerin bu tarihlerde sevdiklerini ziyaret etmeleri, yaşayanların da onları sevdikleri eşyalarla, yiyeceklerle, şarkılarla karşılamaları üzerine kurulu. Ama hepsinin altında yatan şey ise, yaşayanların onları unutmadıkları, gelecek kuşaklara da unutturmayacakları fikri. İşte bu fikri hikayeleştiren Unkrich, Molina, aynı zamanda Jason Katz ve Matthew Aldrich, eğlenceli, dramatik, komik ve mesajı kıymetli bir film ortaya koyuyorlar. Ölüleri unutturmamak için gerekli fotoğraf öznesinden, kendi kurulu düzenine sahip hayali bir Ölüler Diyarı tasarımından, gizemli geçmiş faktöründen, enfes müzikal anlardan beslenen Coco, hepsinin üstesinden gelebilen dengeli ve tempolu anlatımıyla son yılların en iyi animasyonlarından biri olarak ışıl ışıl parlıyor.

Şimdiki zamanında yaşadığı sıkıntıları, doğru bildiği yanlışları düzeltmek için zamanda yolculuğa benzer biçimde Ölüler Diyarına gitme fırsatı bulan, bu sayede uzun yıllar sürdürülmekte olan bir geleneği kolayca anlayıp yorumlayan Miguel’in Ernesto de la Cruz hayranlığı ile kesişen ailevi tesadüfü açıklığa kavuştırmaya çalışması, beraberinde geçmişe dair farklı bir hikaye daha ortaya çıkarıyor ki, çoğu normal filmde bile rastlanmayan bu çok boyutluluk filmi cicili bicili, şarkılı danslı bir animasyondan öteye taşıyor. WALL·E, Up, Toy Story, Inside Out gibi ana temasını katmanlaştıran, mesajlarını her kuşağa iletebilen dengelerle yapılmış animasyonlar arasına bundan böyle Coco’yu da dahil edebiliriz. Sevdiklerimizi unutmamak, kendimizi de unutturmamak, alttan sürekli yenilenen nesillere geçmişimizde izler bırakmış büyüklerimizi tanıtmak, onların da hatırlamasını sağlamak, yapabildiğimiz ölçüde bu geçmişi affetmek üzerine çok yaratıcı, duygusal, eğlenceli, dinamik fikirlerle dolu bir film Coco. Ayrıca bizi sesini iyi kullanan, filmdeki çok güzel şarkıları çok güzel söyleyen Anthony Gonzalez adlı yetenekle tanıştırıyor. Gael García Bernal, Benjamin Bratt, Edward James Olmos, Renee Victor gibi tecrübeli isimlerin latin aksanlı seslendirmeleri de halkayı tamamlayarak çocuk yetişkin herkesin izlemesi gereken filmi taçlandırıyorlar.

 

Osman Danacı

odanac@gmail.com

 

PAYLAŞ
Önceki makaleDjam
Sonraki makale2. Eskimeyen Film Günleri Başlıyor
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Sinema, müzik ve edebiyat, ilgi alanı olmaktan öteye geçmiş, yaşam biçimi olmuş. Geçmişinde radyo programı, bir gazetenin Pazar ekinde albüm eleştirmenliği ve amatör fotoğrafçılık yapmışlığı var. Öğrenciyken Shakespeare, Wordsworth, Austen, Hardy, Lawrence okumanın, Virginia Woolf üzerine bitirme tezi vermenin, önüne gelen her albümü dinlemenin, özellikle 80'leri ve 90'ları türlü komikliği ve dramatikliğiyle yaşamanın sonucu doğan yazma ihtiyacını sinema ve müziğin bünyesinde anlamlandırmaya çalışıyor.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK