Radu Mihaileanu Röportajı

Radu Mihaileanu Röportajı

319
0
PAYLAŞ


Fransa’da yayınlanan haftalık L’express dergisi, Romen asıllı yönetmen Radu Mihaileanu’yla son filmi La Source des Femmes üzerine yapılmış keyifli bir söyleşiye yer vermiş. Söyleşide, filmin kadın oyuncularının sorularını yanıtlayan yönetmen, hem filmi hem de filmin çekim sürecini samimi bir şekilde anlatmış.

Leila Bekhti (Leila): Babandan sürekli bahsediyorsun, onun senin sinemandaki yeri nedir?

Mihaileanu : Babam bana bugün sahip olduğum her şeyi verdi diyebilirim. Kendisi Romanya’da gazeteci ve yazardı. Bir hümanist, bir model.. Benim senaryolarımın hep ilk okuyucusu odur. Senaryolarımı uzun ve detaylı notlarla düzeltir. Filmlerimi küçük bir konuşmadan sonra hep ilk alkışlayan o olur. Aramızdaki, normal baba-oğul ilişkisinin çok ötesinde gizemli bir bağ.

Leila Bekhti (Leila): Film üretirken en çok hangi aşamayı seviyorsun?

Mihaileanu : Bilgi toplama kısmını, insanlarla iletişim halinde olup onlardan bir sürü hikâye dinleyip ögrenme kısmını.

Hafsia Herzi (Loubna / Esmeralda): Her zaman yönetmen mi olmak istemiştin?

Mihaileanu : Hayır. Küçükken Charlie Chaplin’e hayrandım. Ne yaptığının farkında değildim ama insanları mutlu ettiğini, güldürdüğünü anlayabiliyordum. Küçük ve büyük arasında her zaman bir savaş vardı ve küçük ve zayıf olan kazanıyordu hep. Bugün mücadeleci filmler yapmam da bir tesadüf değil, dolayısıyla bunda Charlie Chaplin’in de büyük rolü var. Küçükken onun yapımcı olduğunu bilmiyordum, ben de onun gibi insanları güldüren ve mutlu eden biraz akrobat bir aktör olmak istiyordum.

Hafsia Herzi : Peki filmden memnun musun?

Mihaileanu : Genel olarak hiçbir zaman bir filmimden memnun olmam. İzlerken sürekli daha iyi yapabileceğim sahneleri görürüm. Fakat filmim ile “Dünyadaki çözümler, kadınlar tarafından gerçekleştiriliyor” mesajını izleyiciye iletmiş olmaktan memnunum. Gerçek demokrasi kadınların politik savaşlarda daha fazla yer alması ile oluşacak.

Hafsia Herzi: Filmi daha önceden öngördüğün gibi gerçekleştirebildin mi?

Mihaileanu : Hayır. Senaryo sadece bir öneriydi, bir başlangıç. Bazen umduğumuzdan daha fazlasını bulduk, özellikle Leila ve imam sahnesinde. Bunun yanında bir sahnede de başarısız oldum. Montajda kesimler yapmam ve kişilikleri feda etmem gerekiyordu. Mesela Fransa’da göçmen olan ve köye geri dönen karakter ve köyün bakiresi gibi karakterleri çıkarmak zorunda kaldım. Film yapma süreci, bazen denetleyemeyeceğiniz bazı durumları gerektiriyor. Kendi başına bir gizemi var.

Sabrina Ouazani (Rachida): Senaryoları Fransızca olarak yazıyorsun. Berberi diline çevirirken asıl anlamını kaybetmesinden korkmadın mı?

Mihaileanu : Evet, korktum tabii. Kontrol etmeden, doğrulatmadan duramıyordum. Senaryo uzman bir çevirmen tarafından çevrildikten sonra o ülkenin aktörleri ile çalışırım hep (filmde oynamayacak olanlarla da). Hikâyenin geçtiği bölgeye de dikkat etmek lazım, küçük bir köyde geçiyor mesela, o yüzden Orta Atlas (filmin geçtiği yöre) bölgesinden köylüler ile oyuncular diyaloglar üzerine çalıştılar.


Sabrina Ouazani (Rachida): Suya karşılık aşk grevi Turkiye’de gerçekten yaşanmış bir hikâye. Neden Fas’ta çevrildi?

Mihaileanu : Film farklı olgulardan ortaya çıktı, ama aynı zamanda benim Fas ve Fas kadınlarına olan aşkımı da yansıtıyor. Bence Fransa’da Müslüman ve Arap kültürü üzerinde çok fazla yanlış anlaşılma var. Türban, özgürlük gibi olguların farkındayız ama ordaki kadınlar hakkında çok bilgimiz yok. Bu hikâyeyi Türkiye’de duyduğumda, bu kadınlara olan hürmetimi bu şekilde sunabileceğimi biliyordum.

Sabrina Ouazani (Rachida): Sence film erkeklerin de hoşuna gidecek mi?

Mihaileanu : Evet. Hoşgörülü olan, hayatı ve kadınlari seven erkeklerin hoşuna gidecek bence.

Biyouna (Eski tüfek): Neden beni seçtin?

Mihaileanu : “Eski tüfek” karakteri canlandırılması en zor karakterdi. Komedi, trajedi, otorite ve şevkat çzelliklerini bünyesinde bulunduran biri gerekiyordu. Casting direktörüm senin adını verdi. Seni şarkıcı olarak tanıyordum, eşsiz bir ses tinin var. Böylece herkesin kız kardeşi ve annesi olan Biyouna’yı keşfetmiş oldum.

Biyouna (Eski tüfek): Çekimler boyunca çekilmez miydim?

Mihaileanu : Bazen evet. Çünkü acı çekiyordun ve ben de seni öyle görünce üzülüyordum. Senin için Berberi replikleri ögrenmek zordu, biliyorum çünkü Cezayir asıllısın. Çekim aşamasında biraz otoriterdim, beni ‘büyük diktatör’ diye adlandırdın fakat her zaman ışık saçmayı da başarıyordun. Benden nefret ettiğin kadar beni sevdiğini de biliyordum, küçük atışmalarımız olsa da filmin sonunda ne kadar başarılı olduğunun farkına varacağını ve çok mutlu olacağını biliyordum. Hevesinden ve değerinden hiçbir zaman şüphe duymadım. Bugün Hollywood tarafından aranmanın sebebi de biraz bundan sanırım.

Röportajın orijinaline ulaşmak için tıklayın.
Çeviri: Deniz Uzun

PAYLAŞ
Önceki makaleLa Source Des Femmes
Sonraki makaleFransızlardan Bir Zamanlar Anadolu’da Filmine Yoğun İlgi
Sinemaya gönül veren bir grup sinefilin kurduğu Avrupa Sineması internet sitesi, Avrupa sinemasını daha geniş kitlelere tanıtmak ve bu filmlerle ilgili ufak da olsa bir tartışma ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sitenin kuruluş amaçlarından biri de; tür sinemasını da yadsımadan, sinemanın sadece bir eğlence aracı olmadığının vurgusunu yapmak. Metin Erksan’dan bir alıntı yapacak olursak; bilimlerin ve sanatların varoluşlarının sınırları, geçmişin derinlikleri içindedir… Sinema bilim; sinema sanatı ve sinema bilimi kapsamında; sanatsal düşüncenin ve uygulamanın, sinemasal düşüncenin ve uygulamanın, yaratısal düşüncenin ve uygulamanın, görüntüsel düşüncenin ve uygulamanın, çekimsel düşüncenin ve uygulamanın, oluşumunu, gelişimini, dönüşümünü saptar ve oluşturur. Bu nedenle bizler de günümüzde çekilen filmler dışında, geçmişin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparak; bu sanatı etkileyen filmleri ve yönetmenleri de tanıtmaya, eleştirmeye ve onların sinemayı nasıl algıladıklarını kavramaya gayret ediyoruz. Bir yandan da sinemanın diğer sanatlarla olan ilişkisini, filmler bağlamında tartışarak; sinemanın diğer sanatlardan ayrı düşünülemeyeceğini savunuyoruz. Bu amaçlarla, birbirinden farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda çekilmiş ve birbirinden farklı türlerde pek çok film eleştirisine yer vermeye çalışıyoruz. Sinemayı bir kültür olarak gören herkesin katılımına da açığız. Arzu edenler mail adresinden bizlere ulaşabilir, yazılarını paylaşabilir ve filmlerle ilgili görüşlerini iletebilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK